ön yargı

Bilimsel düşünceyi doğuran üst beyin sınanmamış bilginin geçerli olamayacağını söyler.

Önyargılı olmak tüm toplumlarda olumsuz bir özellik olarak kabul edilmesine karşın bir o kadar da hayatımızın içindedir. Biyolojik temelli zihin yapımız bunu zorunlu kılmaktadır.

Her bir organımız sistemin sağlıklı çalışması açısından kendine düşen görevi yerine getirirken bu görevine ek olarak beyin çok hayati bir görevi daha gerçekleştirir: sistemi ‘canlı’ tutmak.

Bu nedenle beyin her şeyi bilmek ister. Ancak bu sayede sistemi koruyabilir ve organizmanın yaşamının devamını sağlayabilir. Bilme sayesinde organizmanın yaşaması için yararlı olanı ile tehlikeli olanı birbirinden seçip ayırabilir. Pratikte ise her şeyi bilmek mümkün değildir. Bu nedenle beyin eldeki veriler ışığında önündeki bilinmezliğe açıklama getirmek ister. Eğer hiçbir bilgi edinemiyorsa bununla ilgili en az tehlikeyi içerecek ya da tehlikeden tamamen korunmayı sağlayacak koruyucu bir inanç geliştirir. İlk odaklandığı nokta tehlikeden kaçınmak olduğu için bunu yapmak zorundadır. Bu koruyucu sistemin adı ‘önyargı’dır.

Bu sistem sayesinde ufak bir bilgi kırıntısından yola çıkarak çok büyük sonuçlara ulaşabiliyoruz. Örneğin; birisiyle ilk tanıştığımızda hiçbir bilgi sahibi değil iken onun nereli olduğunu öğrenerek onun hakkında onlarca bilgiye (önyargıya) sahip oluyoruz. Siyasi fikri hakkında edindiğimiz bir kelimelik bir bilgi bile onu zihnimizde nereye oturtacağımız ve ona nasıl davranacağımız hakkında bize yığınla bilgi (önyargı) sunuyor. Böylece bizim için bilinmez olan şey bilinir hale geliyor. Herşeye etiket yapıştırma merakımız da bundan kaynaklanıyor. Ama gerçekte ise bu bilgilerin fazla bir geçerliliği yoktur, hata yapmamıza neden olabilirler ve sadece pratik yararları söz konusudur. Amaç bizi hayati sonuçlar doğurabilecek tehlikelerden uzak tutmak.

Önyargılarımızla yaşamaya mecburuz çünkü hayat içindeki her şeyi bilmek veya sınamak gibi bir durum mümkün değil. Ancak yine de önyargılar ilkel yönümüzün bir ürünüdür. İlksel beyin tarafından üretilir ve yönlendirilir. Bilimsel düşünceyi doğuran üst beyin ise sınanmamış bilginin gerçek veya geçerli olamayacağını söyler.

Önyargılarımızı tümüyle silip atamayız ancak onu ne zaman ve ne kadar kullanacağımıza yine kendimiz farkındalık kazanarak karar verebiliriz. Ne de olsa artık ilkel çağlarda değil modern hayatın içinde yaşıyoruz.

Hakan YILMAZ