Geç geldin hayatıma Hiç gitme….

Zengin şiirlerim yoktur benim,
yazamam sana altın uçlu kalemle.
Fakirdir şiirlerim, bir cebi delik.
Üstü başı yırtıktır sözlerimin.
Ama temizdir dizelerim,
ama sıcaktır sana yüreğim.
Ve bu hayatı seviyorum senle,
sakın hiç bir yere gitme..

Sana gelince..
Sen, tek bir cümleye sığdırılamayacak kadar büyük duygularımın sahibi,
bir cümleyle ifade edilemeyecek kadar kadar özel birisin.
Sen insanın kendinden bile önce sevebileceği biri. Sen iyiki varsın…

Bir gülüşün yetecek inan,
şu üzgün hallerim yok mu gülüşün geldikçe aklıma geçecek gibi.
Ellerim ile saklayamadığım zamanlar dert olur o gülüşünü başkası görüyor diye. Bana olmayan o gülüşün çökertecek içimi.
Hiçbir sevinç aydınlığı onu silemiyor. Şu ellerim ellerinde güzel bırak öyle kalsınlar. Kaç kere yazdım seni kim bilir kaç satır harcadım şu gülüşüne..

Uykuya niyetlenip kafamı yastığa koyduğumda, sen geliyorsun zihnimin tam ortasına. Sana bakıyorum, sen de bana. Pencereden de öyle bir ışık vurur ki odama, hiç sorma. Sonra, sonra uyumaya çalışırken sen hep gözlerimden öptün, kapayamadım da… Senin varlığın gözlerimden oluk oluk akıyor, mutluluktan olsa gerek. Lâkin sen sakın ağlama! Sen ağlarsan damlası benim yanağımdan yüreğime düşer. Gülüşlerin var orda onları ıslatma. Onlar benim, onların ıslanmasına izin vermem! Kimse ıslatamaz, sen bile. Onlar benim, onlar biz, onlar dua, onlar aşk, onlar şükür. Onlar gözyaşlarımdan olma mutluluk.

Sesini duymak istiyor bu yüreğim, gecenin kor bir vaktinde. Sanki yüreğim aç, sanki yüreğim susuz, sanki yüreğim elden ayaktan düşmüş ihtiyar. Gülüşlerin koltuk değneklerim. Ve bir sesin değneklerimi atıp, gökyüzüne doğru tavşan gibi, tazı gibi koşturabilir beni. Kanat takmış bir melek gibi duruyorsun maviliklerimde. Al beni bu kara gecelerden, yüreğinin kıyısında bir yer ver. Ört üstümü göz kapaklarınla. Ve kirpiklerinle okşa başımı..

Ben her an sana bakmak, bir sözünü kaçırmamak; bir kıpırdanışını, yüzünün her an değişen bütün gölgelerini izlemek, her an yeni sözler bulup söylemek istiyorum. Her mevsimde, her gittiğimiz yerde, insanlarla ve insanlarsız, aşkın değişen yansımalarını görmek istiyorum..

Daha öncelerden tanımak ister ya insan bazen. Keşke der sonra nasip der geçer. Ben senin doğdugun günü hatırlamak isterdim. Hatta doğduğunda kıskanmak isterdim seni. Yan komşun olmak isterdim. Sen dünyaya geldiğinde seni görmeye götürmeliydi annem beni. Ağlayışını, bebek bebek bakışını, güldüğünü görmek isterdim. İlk yaşına bastığında yürümeye çalıştığını, yürürken koltuğun kenarına tutunduğunu görmek isterdim. Birkaç adımdan sonra yere düşüp, kah ağlamanı kah boncuk boncuk gülmeni görmek isterdim. İlk konuşmaya başladığında söyleyeceğin bir kaç kelimenin içinde adımın da geçmesini isterdim. Duymak isterdim o bebek dilinle adimi. Seni kıskanıp oyuncaklarını saklamak isterdim. Ağlayınca kıyamayıp geri getirmek ve senin o bakışını görmek isterdim. Akan göz yaşların la, mutluluğunu bebek halinde görmek isterdim. Okula başladığın günü görmek isterdim. Beraber sınıflarımıza girip Teneffüsler de yanına gelmek isterdim Simitimi, ayranımı bölüşmek isterdim. Ders aralarında izin alıp lavaboya gidiyorum diye seni görmek isterdim. Okul bittiğinde seni bekleyip beraber eve dönmek isterdim. Bazen okuldan kaçıp, sahile inmek ve eve dönerken çamurlu sokaklardan geçip üstümüzü başımızı kirletmeyi isterdim. Eve gittiğimiz de annelerimizin bize kızmasını isterdim. Ah bu çocuklar deseydi mesela onlar, annelerimiz.. Ders çalışmak için bir araya gelmek isterdim. Ödevlerimizi beraber yapmayı isterdim bir de… Aksamları sizin bize misafirliğe gelmenizi ister ve geldiğinizde “bak bak nasıl sevindi” demesini isterdim annemin. Ertesi aksam gidelim onlara gidelim diye ağlamaya başlamak isterdim dediğim olana kadar… Herkes salonda konuşurken biz seninle bir köşede resim çizmek isterdim. Annelerimizin bize bak ne güzel anlaşıyorlar lafını duymak isterdim.Hafta sonları bizi lunaparka beraber götürmelerini, götürmediklerin de beraber ağlamak isterdim. Kıyameti koparmak isterdim seninle. Salıncakta beraber sallanmak, kumda kaleler yapmak isterdim. Büyüdüğünü görmek isterdim senin ergenliğini, bulu çağını görmek, hali hazırda bulunan düzene karsı çıkmak isterdim. İsyancı olurduk belki, belki de masum buyurduk sessiz.. Beraber tatil planları kurardık. Belki yalan söylerdik, bir yerlere gidebilmek için… Sonra çocukluk aşkım diyebilmek isterdim sana.. Büyüdükten sonra değişmeyen, birbirimizin her şeyini bildiği bir bakışımızın ne anlama geldiği ve bir derdimiz varsa gözlerimizden neye üzüldüğümüzü bilmenizi isterdim… İkimizin de hayatımıza birbirimizden başka kimseyi sokmadığımızı, kimseye seni seviyorum kelimesi kullanmamızı isterdim. Sen benim çocukluk aşkım olmalıydın. Simdi ki sevdiğim, yandığım, esim olmalıydın.. Çocuklarımın güzel anası, evimin gül suyu,evimin baharı olmalıydın. Senin doğduğun günü hatırlayıp ölene kadar yanımda olmanı isterdim.Seni çocukluğundan sevip, ölene kadar sevmek isterdim. Simdi bunları seninle yaşayamadım diye üzülürken, Allah’ıma dua ediyorum senin gibi birini karşıma çıkardığı için. Ve simdi inşallah sen benim çocukluğum da seninle yapmak istediklerimi, Geri kalan ömrümüzde telafisini ederiz diye dua ediyorum Allah’ıma. Geç geldin hayatıma, hiç gitme.
“Senin saçının, kaşının hatta ve hatta kirpiklerinin
her telinde bir başka mucize yatıyor.
Sen kadın, sen hayatıma girdiğinden beri
içimde kuruyup gitmekte olan ağaçlar
şimdi renk renk çiçek açıyor.
Ve sen kadın, sen benim hayatımda olduğun sürece
içimde büyüyen ağaçların dalına kuşlar,
çiçeklerin üzerinede bal arıları konmaya devam edecek.”